Şiirlerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şiirlerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Temmuz 2014 Perşembe

KEŞKE’DEN GEÇTİK

-->
KEŞKE’DEN GEÇTİK

Kısa küt parmakların
Uzun da olabilirdi.
Kısa kumral saçların
Siyah dalgalı da olabilirdi
Şairin dediği yolun yarısını
Geçmemiş de olabilirdin.

O zaman sen sen mi olurdun
Yoksa aradığım bir başkası mı
Belki de bulduğum değildin sen
Belki aradığım da...


Bulmadıysam henüz, bulacak mıyım?
Ya sen,
Bana yardım edecek misin;
Kendimi de bulma,
Seni de bulma yolunda?


Yoksa uzaktan öylesine,
Farkındalıkla böyle,
Yokmuş gibi,
Aramıyormuş gibi mi olacağız
Yaşamımızdaki amacı,
Geçmişte yitip giden güzellikleri?


Keşke diyebilecek kadar yakın bile değiliz takvim üstünde...

17 Kasım 2010 Çarşamba

Bu Gece

Uyuyorsan ya şimdi.
Uykusuzsan üstelik
Gökteki yıldızlar kadar.

Beklemek mi seni
Doğacak güne
Çekip almak mı yoksa
Kendi dünyama.

Kelimeler eksiksiz
Cümleler yarım
Bildiğim ve istediğim
Olduğum ve yokolduğum

Tüm güzellikler
Tüm çirkinlikler
Tüm anlamlar
Ve anlamsızlıklar

Üşüştüler başına
Bu gece.

Anlam Terazisi

Kelimeleri aldım gelen
Senden bana
Senden sana
Durmayan aklında
Dönüp dolananları.

Tarttım anlam terazisinde
Ağırdılar
Yalnızlığın kadar.

25 Haziran 2010 Cuma

Büyü(me) Kızım

Şimdi küçüksün,
Hergün büyüyorsun,
Hergün dünden farklı
Yarından da ,
Biliyorum.
Bugün aradıklarını yarın aramayacaksın
Bugün özlediklerini yarın özlemeyeceksin
Bugün sevdiklerini yarın sevmeyeceksin
Hergün özel
Hergün güzel
Ama keşke
Büyümeyip böyle kalsan.

Gelip geçen zamanı nasıl engelleriz ki? Iskaladığımız zamanları; bir çocuğun büyümesini, en güzel yıllarının geçip gitmesini... Hergün güzel de olsa elimdeki güzellik şimdi çok önemli; şimdi bilmek gerekli, yarın benim değil ki...

Bir Nehir Olsam

Bir nehir olsam,
Dağların eteklerinden doğsam.
Kimi zaman durgun
Kimi zaman vahşi
Akıversem yaşamın içinden.
Yıkabilsem bazen bentlerimi
Değiştirebilesem yatağımı.
Bir nehir olsam
Akıp giden,
Zaman içinde,
Kendi kendinde,
Kimsesiz,
Issız,
Denize kavuşan,
Kimse bilmese...

13 Haziran 2010 Pazar

Issız Yaşıyorum

O kapıyı açıp çıktığımda
Kulaklarımda sessizliğin ıslığı
Renk yok, ses yok
İki kolum sarkmış yanımda
Herşey çok hızlı belki de ben yavaşım
Ne boşum ne dolu
Kanım akmıyor, dondum
O kapının ardında
Ben mi bıraktım seni
Yoksa kapının önünde sen mi bıraktın beni
Bilemiyorum,
Aklımda kalmak neden yetmiyor şimdi
Sen benim sabitim oldun
Yokluğunun korkusu ile
Issız yaşıyorum şimdi.

28 Mayıs 2010 Cuma

Tülay'a.

Uzun yıllar önceydi, çeyrek asır kadar... 18 yaşında iki üniversite öğrencisiydik... En güvendiğim, en sığındığım, görüntüsünden ve yaşından çok çok büyük laflar eden, en olgun ve aklı başında arkadaşımdı. Her türlü düşüncelerimizi paylaşırdık; korkularımızı, aşklarımızı, sorunlarımızı... Ürkekti, çekingendi çoğun... ben ondan öğrendim o bana öğretti. Yaşamımdaki yeri çok önemliydi...

Birlikte yazılar yazdık, şiirler yazdık, kitaplar okuduk ve tartıştık; birlikte öğrendik..

Aşağıdaki de birlikte yazdıklarımızdan birisi. Anlam arayışlarımızın bir parçası... "İnsanları daha iyi anlaman dileğiyle" notu iliştirerek doğumgünümde hediye ettiği Özcan Köknel'in "İNSANI ANLAMAK" adlı kitabı hakkındaki tartışmamızdan çıkmıştı aşağıdaki dizeler. Yarısı onun yarısı benim....

Pek çoğunuzun sevgili hocası; benim sevgili arkadaşım; yıllar sonra bulup kısa sürede kaybettiğim....


Bir kelime fısıldasam kulağına,
Belki gülüp geçeceksin
Senin için anlamsız diye
Kıracaksın kalbini kahkahanla.
Ya sonra seni sevdiğimi söylersem sana
Bırakıp, terk mi edeceksin beni?

Birgün sen de seversen birini
Sen de fısıldarsan o kelimeyi
Ve sana da gülünüp geçilirse
Anlarsın o zaman beni
Hatırlarsın o aci maziyi
Ve ancak o an anlarsın
O üç hafrlık kelimeyi
Aşk...

27 Şubat 1987 - Cafe Teras - Beyazıt

7 Mayıs 2010 Cuma

Kolay mı Yaşamak?

Kolay mı yaşamak
Salt nefes almak değil elbet
Kaldırıp başını görebilmek
Gökyüzündeki bulutları
En ummadık anında alınca
Kötü haberi.

Kolay mı yaşamak
Yokken yanında
En sevdiklerin
Çok değil öyle
Bir, belki de ikisi
En sevdiklerinden

Kolay mı yaşamak
Yılların birikmiş acıları ile
Yüzleşmeden daha
Bu anın ayırdına varmak
Ve dönüp bu anın bilgeliği ile
Ahlanıp vahlanmak
Geçmişe
Keşkeler içinde

Kolay mı yaşamak
Bulamayınca senin gibi bakanı
Huzara ve sessizliğe
Bilmeyince varlığını
Aramadığının
Aradığını sanmadığının
Ya da aradığını bilmediğinin

Kolaydır yaşamak oysa;
Basit yaşarsan,
Sen ben kavgası yapmazsan
Yolu değil, gideceğin yeri kazırsan kafana
Ve yorulmazsan yolunda amacının
Ve bilirsen düştüğünde güçten,
Yitirdiğinde moralini
Ya da uykusuz kalıp belki
Koruyamayacağında kendini
Var koruyacak birisi seni
Ya da bilirsen çok güçlü bir sığınak olman gereğini yoldaşına
Gücün ne kadar azsa da
Takatin kalmamışsa da
Hele bir de senden güçlüyse
Sana sığınan
Düşün ki sen kendini
Ne denli güçlü kılmalısın
Alabilmek için sana sığınanı

Kolaydır yaşamak
Bulmuşsan yaşam arkadaşını
Yoksa zor nefes almak bile.

31 Mart 2010 Çarşamba

Gözlerimin En Derinindeki Karanlık

Bu gece
Gece
Kapkaranlık tepedeki ayışığna rağmen
İçim gibi,
Ruhum gibi,
Gözbebeklerimin en derini gibi...

Gecenin tüm karanlığını
Yuttu
Gözlerimin en derini.
Zaman kalmadı,
Mekan kalmadı,
Karanlığın sonu çıkmadı;
Aydınlığa...

Gecenin karanlığı
Son bulacak mutlak,
Günün aydınlığında.
Gün, gecenin kucağına doğacak,
Gece, günün ışığıyla beslenecek.

Gözlerimin en derinindeki karanlık,
Sürüp gidecek;
İyi bakışları
Kötü bakışları
Bakmayışları
Yutarak.

Seni yuttuğu gibi...

23 Mart 2010 Salı

Huzur - Yaşam - Ölüm

Hayat bazen zor
Yollar hep iniş değil;
Yokuşlar zor.

Yalnızlık istediğin olmayabilir;
Aradığında bulamadıklarını yanında.

Yoksunluk, yoksulluk değil.
Bulamadıkların da yoksulluğun değil..
Bulanlar bulduklarıyla zengin değil...
Zenginlik huzur değil.

Ne tek gerçek var
Ne gerçekliğin kendisi bir yanılsama.

Arasan da bulamayabilirsin,
Bulsan da anlamayabilirsin,
Anladığını düşündüğün anda yitirmiş olabilirsin,
Yitirmiş olduğunun farkında olmayabilirsin.

Bilinemezlikler ve belirsizlikler;
Huzursuzluklarımızın kaynakları...
Yaşamın ta kendisi...
Onun bittiği yer;
Huzur.
Ölümün ta kendisi...

13 Aralık 2009 Pazar

Anlarda Gizli Son ve Sonsuzluk

Son damla yağmur
Düştü camıma
Az önce
Bir sonrakinden hemen önce.
Yaşamlarımızdaki dakikalar gibi,
Anın içindeyken
Son oluyor
Anın dışında
Bir önceki
Uç uca ekleniyor
Yaşamdaki anlar
Ya da o anların ta kendisi yaşamlar

21 Kasım 2009 Cumartesi

Saklambaç

Biter mi bu saklambaç oyunu;
Kendi kendimizle oynadığımız...
Uzaklarda daha mı iyi saklanıyoruz,
Kendi şehrimizden uzakta,
Bilmedik sokaklarda,
Bilmedik sözcüklerin kalabalığında...

Kaybolmak mı
Bilmedik sokaklarında
O şehrin?
Ya da saklanmak mı bunun adı;
Kimden ve neden olduğunu bilmeksizin...

Oysa saklandığın sensen,
Ta kendinsen?
Nerelere gideceksin ki?
Nasıl saklanacaksın ki?

Belki doğrusu,
Kaçtığın ve saklanan senin değil de
Seni kaçırtan, korkutan, kendisinden saklandığın senin
Üzerine gitmektir;
Onu kapı dışari etmektir;
Aklından, dilinden ve gönlünden...
Yoksa bitmez bu saklambaç.

Ve anlarsın bir gün
Oyun olmadığını onun....

1 Kasım 2009 Pazar

Daha Güzel Bir Dünya İçin

Nedense böyle demişler
Ona adını verenler...
Kimler
Neden
Nasıl
Kimseler bilmezler.
Bir derin belirsizlik içinde,
Yok olup giderler;
Adını verenler,
Ve O'nun kendisi...

Aramayın sakın,
Bulamazsınız,
Bulamadan yok olup gidenler
Kervanına
Siz de katılırsınız.

Anlamı varsa her bir hecenin
Adındaki harflerin,
Bırakın öyle kalsınlar,
Deşmeyin daha fazla,
Sarsmayın;
Varlığın içindeki hiçlik
Hiçliğin içindeki varlık
Ve bunları kavramaya çalışan
Küçük insanlık
Bırakın bildiği gibi kalsın;
Atıldığı gibi dünyaya;
Yalnız ve Çıplak
Anlamlar
Kelimeler
Heceler
Harflar
Olmaksızın.

28 Mayıs 2009 Perşembe

İnsanız da ondan mı?

Olmaması mümkün değil mi
Aramızda
Böylesine bir güç savaşının?
Ne egemenlik kavgası
Ne de kaba kuvvet...

Akılların çarpışması,
Duyguların çatışması belli,
Sonucunda,
Paylaşılacak birşeylerin olmamasından
Ya da kolayca vageçebilmemizden...

Ama yine de,
Değil galiba,
Mümkün değil...

11 Mayıs 2009 Pazartesi

Kaybettiğim Savaş

En zor savaşmış,
Kendi kendinle yaptığın savaş.
Ona da vursan diğerine de vursan,
Acısı sende kalıyor.
Biri kendinse
Öteki de kendin
Biri acıtıyorsa öteki de acıtıyor
En önemlisi,
Kaybettiğinde bu savaşı,
Kazananı olmuyor.

6 Mayıs 2009 Çarşamba

Şairini Beğenmeyen Şiir

Şairini beğenmeyen
Birkaç şiir
Yazdım diye
Sayma beni adamdan.

Güzel olan ne şiirin kendisi
Ne de şairin aklı.

Güzel olan
Sensin aklımdaki,
Benim aklındaki.

Dahası da var elbette bunların
Şimdi değil ama
Şiir barıştığında şairiyle.

6 Nisan 2009 Pazartesi

Boynumuzdaki İpler.

kimin elinde acaba?
benim mi
bildik birilerinin mi?
acaba hiç tanımadım mı daha?
tanışacak mıyım yakın ya da uzak gelecekte
belki de uzaklardakidir o, hiç tanımadığım
belki ipin ucuyumdur ben, tutanı yoktur
ben de birinin ipini mi tutuyorum
her birimiz mi acaba böyleyiz
birbirimize olan mahkumiyetlerimiz mi acaba
böylesine öldürüyor bizi,
çekerek ipimizi...

16 Mart 2009 Pazartesi

Kalanların Sahibi.

Gecenin efendisiyim
Karanlıkların sahibi,
Yalnızlıklara hükmeden,
Sahipsizliklerin sahibiyim.

Sen ölünce
Ya da öteki
Ya da belki hepsi,
Kalanların sahibiyim.

Arıyorum;
Gecelerin karanlığında,
Karanlıkların sessizliğinde
Benden kalacakların sahibini.

15 Mart 2009 Pazar

Kendini Yaşamak

Yine gecenin ilerleyen saatleri,
Vakit sabaha dönmüş artık.
Bir müzik sesi var kulaklarımda
Dudaklarımda kırmızının rengi
Damağımda tadı var;
Kanımda dolaşacak az sonra,
Beni benden alarak...
Gece karanlık
Gece sessiz,
Arınmış insan seslerinden
Sade bir uğultu;
Şehrin uğultusu var.
Hangi köşesinde hangi hazların
Ya da hangi acıların yaşandığını bilemediğim şehrimin...
Şimdi ben kendimleyim,
Yapayalnızım.
Yalnızlıktan,
Tek başınalıktan
Gecenin sessizliğinden
Ve oluşun dışından bakabilmekten haz duyarak
Bu geceyi de bitiriyorum;
Taşımı biraz daha yontarak,
Onu parlatabileceğim günlerin özlemini duyarak.

Düştüğünde Böylesine

Bir yoktum bugün
Bir vardım
Sanki.
Ben mi senin aklındaydım,
Yoksa sen mi benimkinde?
Hangisinde vardım
Hangisinde yok.
Bilemedim ben bugün;
Düşmüştü süngün.